Züğürdün Malı Zengini Mi Yordu?


Paranız olmadığı için lüks mağazalardan alışveriş yapamıyor musunuz?
Ömrünüzde hiç marka kıyafet giymediniz mi?
Bırakın o mağazalara girmeyi, önünden bile geçemediniz mi?
Sizinki de dert mi?
Oturun halinize şükredin çünkü sizden daha acınası durumda olan ultra zengin hanım ablalar var.
Biz ya biz ne kadar da şanslı insanlarız haberimiz yokmuş bugüne kadar.
Işıl Reçber Hanım abla geçenlerde dert yanmış. Ah demiş ben o kadar paralar döküp de tonla kıyafet alıyorum sonra da bir kere giyinip dolabın köşesine atıyorum demiş.  Ben bu kadar para döküyorum yazık oluyor demiş. Çok özeniyorum pazardan alışveriş yapanlara. Acaba oralar nasıl yerler. Keşke ben de gidebilsem pazara. En azından ucuz ucuz alırım da bir kere giyip köşeye attığımda içim yanmaz demiş.

Yaa gördünüz mü işte siz fağkirler 5 tl ye 10 tl ye pazardan tişört alıp giyerken ne kadar da şanslıymışsınız. O zengin hanfendi ne kadar da bedbahtmış. Tonlarca para döküyor ve bir defa giyiniyor. Ne kadar şanssız bir hanfendi. Biz ise aldığımız kıyafeti toz bezi olana kadar giyiniyoruz. Mutlu olmazsak yuh bize.
Neyse hanımefendinin tek derdi pazara gidememek olsun. Biz de kendi işimize dönelim :D

Gül ve Avcı - Asude (Kitap Yorumu)



Aslında ben Gül ve Avcı'yı Mayıs ayında alacaktım ama Kocaeli Kitap Fuarı'nda kalmamıştı. Ama sonra duydum ki ciltlisi çıkacakmış. Ciltlinin çıkmasını bekledim. Ardından Beni Sev Diye'nin çıkmasını bekledim. Malum kitap alacağım zaman toplu alım yapıyorum. Önce Gül Ve Avcı'yı okudum çünkü Beni Sev Diye kitabında Gül ve Avcı'dan karakterler yer alıyor. Neyse kısa keseyim de konusuna geçeyim.


Evelyn, hayatında ilk kez gördüğü soylu dük Julian Benedict Wharton' a aşık olmuştu. Ama bırakın karşılığını görmeyi yerine ağır hakaretlere maruz kalmıştı. Bir gün amcasıyla birlikte ufak tefek dedektiflik işlerini gördükleri bürolarına gelen iki adam, Julian'in cinayetle suçlandığını ve onu ortaya çıkarmalarını isterler. Eline intikam fırsatı geçen Evelyn bunu kaçırmaz ve Julian'in karşısına bambaşka biri olarak çıkar.

Eh bundan sonrasında da tahmin edeceğiniz üzere bol aşklı sayfalar bizi bekler.

Asude karakterlerinde Mert'den sonra en sevdiğim Julian oldu. Kitabı beğendim ben. Zaten tarihi aşk kitaplarını da severim. Bir Türk yazar İngiliz hikâyesi yazar mıymış demeyin yazarmış arkadaş.

Beni bilenler bilir çok fazla çoluk çocuk sevmem ama buradaki çocuğa bayıldım. Allah Allah yaşlanıyorum galiba bu ara sevdiğim çocuk sayısı artıyor :D
Hani her kitapta başrol adamın bir can arkadaşı olur ya bu kitaptaki de Tyrell Granby'di. Çok fazla gözükmedi ama ben gözüktüğü kadarıyla sevdim kendisini. Ciddi sert adamın yanındaki sempatik alaycı adamlara bayılırım :D

Sonuç olarak sevdim bu kitabı. Şuan Beni Sev Diye'yi okuyorum. Okuduğum kadarıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kitaptan daha güzel olmuş. Bence Asude seviye atlamış. Neyse bu yorumumu sonra yaparım. Böylelikle elimdeki kitap da bitince Asude'nin tüm kitaplarını okumuş olacağım.

Peki siz okudunuz mu bu kitabı?
Ayrıca Beni Sev Diye için de çekilişim var katılmak isterseniz buradan buyurun :)

Edis Kliplerinde KPOP Figürleri

Bence Edis bu yıl çıkış yapan en iyi şarkıcı. Kendisini ve şarkılarını çok sevdim. -Sadece klipli şarkılarını dinledi başka var mı bilmiyor-sesi çok hoşuma gitti.
Şimdi şöyle Edis'in klibini koyayım şuraya önce.


Edis'in klibinde 03:00 ile Super Junior Mr Simple klibindeki 04:20 nasıl da benziyor değil mi.
Ayrıca yine Edis'in klibindeki 2.53 den sonrası ve Super Junior Perfection klibindeki 02:36 benziyor.
Aslında öyle aman aman kopyla yapıştır bir benzerlik değil. Sanki parça parça anlık olarak birleştirilmiş gibi ama zamanında kpop çok dinleyen biri olduğum için izler izlemez benzettim.
Bir de Edis'in klibinde 02:45 den sonrasını da bir yerde gördüm sanki ama çıkaramadım onu.

Bilemiyorum işte belki tamamen yeni bir koreografidir ya da başka yerlerden alıntılanmış da olabilir zaten çok da anlamam bu işlerden ama ne olursa olsun benim çok hoşuma gitti. Bıkmıştım artık arkada 5 tane dansçı kız oynatıp da şarkıcının önde bayrak direği gibi oradan oraya sallanmasından. Edis'e yakışmış dans etmek. Bence hep böyle devam etsin.

E hadi o zaman sonra görüşürüz :D

edis, super junior, kpop, suju, türk pop, pop müzik, müzik, şarkı, klip, edis görgülü, mr simple, perfection, olmamış mı, benzerlik, dans, sahne, koreografi,

Güneşin Kızları'nda Benzerlik



Güneşin Kızları'nı izliyor musunuz? Dizi ya ben Ankaraya gitmeden hemen önce başlamıştı ya da oradayken o yüzden izleyememiştim. Açıkçası Emre Kınay'ı da biraz itici bulduğumdan izleme isteğim pek yoktu. Geçenlerde kardeşimle tekrarlarından birine denk gelmişken ilgimizi çekti biz de baştan izlemeye başladık.

Geçen gece sanırım 5. bölümü izliyorduk şöyle bir sahne ile karşılaştım. -Direk karakter isimleri ile yazıyorum tanıtmadan-
Can, Peri ile vakit geçirmek ister ama ablası Nazlı izin vermez. Ne zaman Peri'nin yanına gidecek olsa gölge gibi yanındadır. Can'ın arkadaşı da Savaş'ı görünce;
"Oğlum işte aradığımız adam. Savaş abiden başkası Nazlı ablayı idare edemez. Adam sayko, psikopat, herkesin korktuğu birisi. Gel biz bunu Nazlı ablaya ayarlayalım da Peri ile seni rahat bıraksın" der.

Tabii bu zıpırlar hemen gidip Savaş'a rica ederler, "abi nolur Nazlı ablayı dışarı çıkar da biz de Peri'yle biraz vakit geçirelim" diye.

Sonra ki bir sahnede de şöyle olur;
Can, Peri'ye erkek arkadaşı olup olmadığını sorar ve aldığı yanıt "Ben kendime bir söz verdim. Nazlı ablamın sevgilisi olmadan benim de olmayacak" olur.

Bu sahneler size de tanıdık geldi mi?
Evet evet o film gibi. Yani 10 Things I Hate About You
Böyle bir anda tekrar o filmi izler gibi oldum. Aslında güzel de olmuş tam yakışmış :D

Kısacası ben bu diziyi sevdim :D

Beni Sev Diye - Asude ÇEKİLİŞİ


Asude'nin son kitabı Beni Sev Diye için çekiliş düzenliyorum.

Kurallar basit.

GFC üzerinden blogumu takip et,

En az 1 sosyal medya hesabında paylaş,

Yorumda paylaştığın linki ve mail adresini bırak.

+1 şans için instagram hesabımdaki çekilişe de katılabilirsiniz.


Son katılım: 16.09.15

Bol şans :D

Saçmalama Mimi :D


Bu ara hiç yazı yazasım yok :( Yazamıyorum yani aklıma geliyor ama yok ı ıh klavyemden dökülmüyor kelimeler :( Kitap da okuyamıyorum doyasıya. Hava o kadar sıcak ki ya klimanın ya vantilatörün dibine gidip nefes almaya çabalıyorum . Haliyle enerjim tükeniyor oturduğum yerde.

Böyle bir yazı yazamama anımda Finding Me blogunun sahibesi adaşım bana mim paslamış. Çok bekletmeden yazayım istedim.

Şirin Babalar

Hani ünlü oyuncular genelde gezer, tozar, her gün bir başkasıyla gönül eğlendiriler ya şimdi öylelerini değil de hayat arkadaşlarını bulmuş şirin babaları göreceğiz.

Karşınızda üç şirin baba var. Bu oyuncuları sevmemin en büyük nedenlerinde birisi çocuklarıyla verdikleri pozlar. İlk dikkatimi çeken Stephen Amell olmuştu. Kızı Blue o kadar şeker ki maşallah. Şunu da belirteyim Dünya üzerindeki çocukların yüzde sekseninden nefret ederim. Onlar da benden nefret ederler. Aramızda böyle bir nefret ilişkisi vardır. Millet bebek fotosu gördüğünde kendinden geçerken, ben "ıyy bunun neresi güzel be" diyerek tüm delici bakışları üzerimde toplarım. Neyse konuya dönersek eğer, nam-ı diğer Oliver'ın bebesi çok tatlı. ♥ -bak kalp bile koydum.-




Bu mutlu aile tablosundan bir diğerine geçiyorum.
Jensen Ackles... Kendisini pek severim. Supernatural izlemeden önce de severdim ama ailesiyle olan fotolarını görünce daha bir sevdim. Şirin kıza bir kalp ♥



Son olarak da Jared Padalecki. -bu adamın ne biçim soyadı var be-
Kendisini dizi ile sevdiğim doğrudur. Ama diğerleri gibi en etkin faktör bebeleri :D Bu şirin delikanlılara da birer kalp ♥♥



 
Yani demek istiyorlar ki bizi sevin, hayranımız olun ama sınırlarımızı çizelim. Bizler aile babasıyız. :D
Bu üçünden en çok Stephen ve Jensen'ı seviyorum çünkü onlar kız babaları. :D Evet cinsiyet ayrımcılığı yapıyorum tam burada, şuanda :D Kızlar daha şirin oluyorlar :D Ayrıca şu bebeklerin güzelliğine bakar mısınız? Anaları güzel, baları güzel olunca çocuklar da çifte güzel oluyor :D
Bu üç şirin babaya mutluluklar dileyerek bitiriyorum yazıyı.
Var mı sizin bildiğiniz şirin babalar?

Siyah Buz - Becca Fitzpatrick

 
Britt ve arkadaşı Korbie, Korbie'nin ailesinin dağ evine tatile gitmek için yola çıkarlar. Fakat yolda bastıran kar fırtınasından dolayı arabaları hareket edemez. Ormanın içinde buldukları bir kulübeye sığınırlar. Fakat kulübede iki genç adam vardır. Kar fırtınasında kalmak mı yoksa tanımadıkları adamlara güvenmek mi? Yazarın daha önce Hush Hush serisinden 2 kitabını okumuş ve beğenmemiştim. Bu kitap da Hush Hush gibi melekli şeytanlıdır diye ne zamandır okumayı erteliyordum. Ama yok bu kitap daha güzeldi. Kitabın temposu hiç düşmedi. Faili meçhul cinayetler, kar fırtınasında yaşama savaşı... Ama ben kitabın sonunda neler olacağını yarısında tahmin ettim. Artık o kadar çok dizi, film izleyip, kitap okudum ki olayların sonunu başından tahmin etmeye başladım. Sözün özü kitap guzeldi. 

Alıntı;

"Hikayemiz yıllar önce başlamıştı ve hayatı benimkiyke öylesine iç içe dokunmuştu ki iki ayrı iplik bulmak bile imkânsızdı."



Selin'in yorumunu okumak için buraya tıktık
Tasarım:Sawako Kuronuma